EVLAT

anne olduğunuzu ilk ne zaman anlarsınız? 9 ayın sonunda kucağınıza verdiklerinde,ilk anne dediğinde, hastalandığında onun için endişe ettiğinizde…evet hepsinde anlarsınız.

17 yaşında bir oğlum var . çok neşeli bir çocuktur. güleriz eğleniriz sohbet ederiz.. ama iki gündür o kadar durgun ve üzgün ki. benimle herşeyini paylaşır.geçenlerde anne dedi aşık oldum.görsen o kadar iyi o kadar güzel bir kız ki ama daha açılamadım.her gün okul dönüşü nasıl gelecek diye bekliyorum.mutlu mu üzgün mü?birşey de soramıyorum.içim içimi yiyor.normalde sabah onu ben uyandırırım.baktım kendi erkenden kalkıp gidiyor.evin içinde buram buram parfüm kokusu. dün sabah giderken okula bugün büyük gün anne dedi bugün söyliyeceğim ondan hoşlandığımı.

işte ben anne olduğumu dün daha iyi anladım çünkü kalbim sızlıyor.üstüm de bin ton ağırlık var kaldıramıyorum.sanki herşeye iyi gelen bir merhemim ama ona deva olamıyorum.dünden beri yatağından çıkmıyor iki kelime etmiyor en acısı gülmüyor oğlum. kahkahasını duyamıyorum.bir bilseniz o kadar güzel güler ki.bir kahkaha atar onun kahkahası mutluluk verir istemsizce size de bulaşır ortada bir sebep olmasa da gülmeye başlarsınız.ama gülmüyor işte çünkü aşkına karşılık bulamamış. onun için hayat daha yeni başlıyor. daha neler neler yaşayacak.bu acıyı unutacak belki üstüne kaç aşk acısı yaşayacak evet . ama ben anne olarak nasıl üzüleceğimi çok iyi anladım.anne olmanın ne kadar zor olduğunu.. bir annenin duygularının nasıl everestin tepesinde yaşadığını,ister yoga ,ister meditasyon yap istersen nirvanaya ulaş ama hiçbirşey bir annenin çocuğunun iyi ve mutlu olmasından duyduyu haz ile ölçülemezmiş.hepsi çok iyi anladım daha geride 11 yaşında bir oğlum daha varken kendim için dileğim allahım lütfen kalbime dayanma kuvveti ve onları reddetmeyecek kızlar nasip et …

JOKER

küçüklüğümde babamın çizgi romanları vardı hatırlıyorum. texas ,tommiks,zagor arada okurdum onları çok eğlenceliydi.biraz daha büyüdükçe ilgim azalmaya başladı ta ki can büyümeye başlayıp çizgi romanlara ilgi duyuncaya kadar. can benim ilk oğlum şu anda 17 yaşında. ilk örümcek adam sevdamız başladı evin içinde hayali ağını atıp oradan oraya zıplayıp,koltukların tepesinde en yüksek binanın çatısından atlıyordu hayalinde. sonra batman ve joker.. hepsi ile oğlum sayesinde müşerref oldum.yıllarca her çıkan filmlerine beraber gittik. jokeri hep itici bulurdum ta ki heath ledger jokeri canlandırıncaya kadar o kadar iyi oynadı ki bir kötüyü sevdirdi bana. öldüğünde çok üzüldüm çünkü gerçekten iyi bir oyuncuydu ve oscarı sonuna kadar hak etmişti.

Geçen sene ilk jokerin kısa bir anı yayınlandı joaguin phoenix ile.. ilk bakışta dedim acayip iyi bir film olacak çünkü sanki tam üstüne oturmuştu.konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu.bana göre jokerin en dikkat çekici özelliği makyajı. yüzünde ki sevimli gibi gözüken ama korkutan ifade.neyse film çıktı. biz oğluma bereber gittik filmden çıktıktan sonra sersemliyorsunuz .sizi aptal ediyor. bir insanın nasıl delirdiğinin en güzel örneği.hele o kahkahası.korkutucu,itici ama bir yardım çığlığı sanki.bilemiyorum beni çok etkiledi film.psikolojik rahatsızlığı olan insanlara merakım var.nasıl bu hale geldiler.onları yıkan ne oldu? nasıl kimse bu hale geldiklerini anlamadı.bence her insanın bir kırılma noktası var işte filmde bunu görüyorsunuz.gittiği psikiyatriste dediği gibi “beni dinlemiyorsun,bana hep soruyorsun işin nasıl,negatif düşünüyor musun oysaki ben hep negatif düşünüyorum” diyor joker baba 🙂 ama duymuyor kimse anlamıyor.üzülüyorsun,acıyorsun jokere.daha önceki filmleri seyrettiyseniz ya da bu karakteri biliyorsanız sanki yaptıklarına anlam verip vah vah demek ki manyaklığı bundan diyorsunuz.

bilmiyorum ben çok sevdim.ufak bir film koleksiyonum var kesinlikle bu filmde orada yer alacak.ben uzun bir süredir izlediğim en iyi film diyebilirim.sizi joker filminden bir replik ile uğurluyorum okuyucu…

Akıl hastalığına sahip olmanın en kötü yanı… sanki düzgün davranıyormuşsun gibi… insanların senden düzgün davranmanı beklemesi.

HOŞ BULDUM

yaklaşık 20 dakikadır başlığı attım beyaz ekrana bakıyorum, ne yazsam diye.aslında kafamda hepsini yazıyorum gayet iyi ve güzel bir yazı oldu ama gel gör ki iş tuşlara dokunmaya gelince büyük bir hayal kırıklığı.siteyi açtığımda yazılarıma yapılan yorumları okudum ne güzel şeyler yazmışsınız korktum biliyor musunuz.çünkü o yorumların üstünden 5 koca sene geçmiş.ben 5 sene boyunca yazı yazmadım. insanın el iyi yaptığı birşeyi çok uzun süre yapmaması onu körleştiriyor ki bende körleştim. zihnim sürekli yazıyor ama ben istemiyorum .neyse asıl konuya gelelim neden? neden yazmadım bunca zaman çünkü babam canım babam artık yok bu sene eylül de 4 sene olacak onu kaybedeli..daha dün gibi evet çok alışılmış bir söz dimi ama aynen öyle. hastahaneden arayan kadının gayet soğuk sesi yakını mısınız diye soruşu aldığı evet yanıtına başınız sağolsun babanız öldü deyişi benim sadece hayır deyişim ve kadının telefonu iyi günler diye kapatması. sence bana iyi bir gün olabilir mi be kadın.olmadı da zaten.

ben babamla büyüdüm.annem ile babam ben 9 yaşında iken ayrıldı.babam hayatımın her anında vardı. günde 10 kere belki daha fazla telefon ile konuşurduk.telefonu açışımdan anlardı canın mı sıkkın senin söyle neyin var? kim üzdü seni.yok bir şey baba. var var anlat babaya.. düşünün hayatımda kocaman bir yere sahip gözümde asla ölmeyecek bir adam öldü ve ben onca kalabalık ta yapayalnız kaldım,kimsesiz,sessiz kaldım.. günlerce tek istediğim avazım çıktığı nefesim soluksuz kalana kadar bağırmaktı yapamadım.sesim içimde çığ oldu. o günden sonra yazamadım, okuyamadım.. boş boş televizyona baktım. tansiyonum çok yüksek diye düşük bir doz antidepresan verdiler bir sene sonra 40 yaşında menapoz başlangıcı dediler. yani bir süredir ot gibi yaşıyorum.ürettiğim hiçbir şey yok. kendimi mutlu ederek yaptığım tek şey evi temizlemek ,yemek yapmak.artık kendime gelmeliyim diye düşündüm yazmak bana iyi geliyor. biliyor musunuz bir kitap yazıyordum babam ölmeden önce çok da iyi gidiyordu son bir bölümü kalmıştı ona bile elimi sürmedim.süremiyorum.olmuyor. orada bir acıyı anlatıyorum ama bu acı herşeyi yakıp yıktığı için artık o bana acı gelmiyor.

ama sanırım bana burası iyi gelecek sen bunu okuyorsun ya bu bana iyi gelecek.. ve kafamdaki cümleler burada yerini bulacak . sevgiyle hoş buldum.

GRİ LEKE

Küçücük bir gri lekeye bakıyorum,baktıkça boğuluyorum.Sanki bir bataklık gibi çekiyor beni içine..her batıp çıkmamda nefes almam zorlaşıyor daha çok dibe batıyorum.Ne yapacağım Allahım ben.Kollarımın arasında duran 2 aylık bebeğimle bakışıyor.O bana bakıyor ben onun sağ gözündeki griliğe.Sanki hiç kırpmıyor gözlerini,o kırpmadıkça daha çok boğuluyorum o grilikte.Nasıl güzelsin sen evlat,bembeyaz pürüzsüz tenin kokun ne güzel.Sıkıca tutmuş parmağımı sanki bırakma beni der gibi..Ne yapayım anneciğim çok çaresizim…Ameliyat olman,kurtulman lazım bu lanet olası grilikten.Nasıl veririm seni o buz gibi ameliyathaneye üşürmüsün orada, acır mı canın..
-Yaman Sancaklı !! diye seslendi güler yüzlü beyazlar içerisindeki hemşire,niye hemşireler beyaz giyer?Sevdiğinizi bize emanet edebilirsiniz,bakın biz tertemiz pürü pakız demek için mi?Şu anda hiçkimseyi sevmiyorum.İsteksizce.
– Buradayız dedim.
– Doktor hazır alalım bebeği.Duymuyorum seni, beyazlar içerisindeki hemşire,hiç suratın asılmaz mı hep gülermisin böyle?Gülmen beni mutlu etmiyor, içimi hiç rahatlatmıyor.
– Hanımefendi doktor hazır alalım dedi ısrarla.
Yavaşça kalktım yerimden kollarımın arasındaki nefesim ve griliğiyle ağır ağır attığım dört adımla işte karşındayım.Bana doğru uzatmış kollarını bebeğimi istiyor benden.Ağliyorum ağladığımı bilmeden,sadece yanağımdan süzülen yaşlar dudaklarıma tuz tadı veriyor hissediyorum.Bir tarafta ben,nefesim ve griliği diğer tarafta şimdi benimle ağlayan hemşire.
Nerede demin ki güler yüzün,ağlama benimle ne olur.İyiyiz biz nefesimle hissedebiliyorum kollarımdaki sıcaklığını açmış gözlerini bana bakıyor hiçbirşeyden haberi yok.İşte bu benim daha çok canımı yakıyor.Yavaşça aldı benden nefesimi nefessiz kaldım.
-Ona iyi bakacağıma söz veriyorum dedi ve üzerinde kocaman harflerle AMELİYATHANE yazan bembeyaz bir kapıdan,beyazlar içinde gitti.Sanki boşluktayım kulaklarım uğulduyor,midem bulanıyor iyi değilim hemde hiç.Organlarım tek tek terk etti vücudumu,boş bir çuval gibi yığıldım olduğum yere…
Yüzümde sıcak bir nefes hissettim,kaldırdım kafamı eşim oda oturdu benimle kapının önüne kolunu omzuma attı ve kendine doğru çekti.O çok sevdiğim kokusu bile rahatlatmadı beni.
–İyi olacak üzülme,sen çok güçlü bir kadınsın..
Evet her zorluğun üstesinden gelir hayata tutunurum,asla yılmam yorulmam. güçlü biriyim,çünkü kadınım,anneyim ben.ama çok yorgunum şu anda.Gözüm birden karşıdaki küçük pencereye ilişti.Dışardaki gri puslu havadan sıyrılmaya çalışan güneş yavaşça gösterdi yüzünü,gözüm kamaştı ışığından, bir anda huzur doldu içime gitti grilik yok oldu..güneş açtı.

Heyecanlıyım,ellerim titriyor heyecandan,içimde anlatılmaz bir mutluluk elimde olmadan yüzümde kocaman bir gülümseme;
-Otursana niye ayakta duruyorsun?Erkenden gönderdin beni yer tutayım diye şimdi kalkmış ayakta dikiliyorsun.Zaten insanlar boş yer arıyor birisi oturursa kızma bana.
-Ne yapayım çok heyecanlıyım yerimde duramıyorum,kızma bana ne olur.
-Tamam canım sen nasıl istersen dedi eşim.bakışıyla sarıldı bana.
O olmasaydı geçermiydi bu zor günler,atlatabilirmiydim bu acılı zamanları.Eşim,diğer yarım iyiki varsın…
Hoparlörden gelen cızırtılı sesle irkildim bir anda,kalabalığın uğultusu kesildi derin bir sessizliğe büründü salon..
-1. Sınıflar okuma bayramına hoşgeldiniz dedi elinde mikrofon tutan ufak tefek ama gür sesli bir bayan.Bir alkış kıyamet koptu anneler,babalar,annaneler,amcalar,teyzeler,konukomşu herkes deli gibi alkışlıyor.Herkez mutlu,gururlu
-Çocuklarınız bir yıl boyunca çalıştı,okumayı öğrendi.Şimdi teker teker sizlere gösterilerini sunacaklar. İlk olarak 1 C Sınıfından Zeynep arkadaşımız bize küçük bir hikaye okuyacak.
Her çıkan çocuk ya şiir okuyor ya dans ediyor ya da kısa bir hikaye anlatıyordu.gösterisini bitiren heyecanla anne babasına koşuyor,kimi ağlıyor,kimi de yaptığı gösterinin haklı gururunu yaşıyordu.
–Sırada 1A Sınıfından Yaman Sancaklı sizlere AİLEM adlı şiiri okuyacak.İşte kırmızı gözlükleri,Beyaz gömleği,Kırmızı papyonuyla benim kahramanım.Kendinden emin elinde bir beyaz kağıt şiirini okuyor. O ameliyat gününden sonra neler yaşadık beraber,yılmadık hayata tutunduk.Aylarca ağladım görebilecek mi?Koşarken düşer mi? Pilot olabilir mi? Hep aynı sorularla uyudum geceleri. 60 yaşından sonra olan katarakt artık doğuştan oluyormuş onu öğrendim.Oğlum gibi bir sürü çocuk varmış tek değilmiş.Şimdi bende,benim gibi annelere yardımcı oluyorum,deneyimlerimi paylaşıyorum.Her kadın yaparım,güçlüyüm,savaşırım o grilikle diyor. Sahnede olan benim kahramanım,beni ben yapan,anne yapan,savaşçı yapan o.Sonsuz bir minnet borçluyum ona. Artık griliğimiz yok hala daha iyi görebilmek için uğraşıyoruz onunla,yolumuz uzun…
Bir baktım koşarak bana doğru geliyor.Eğildim öpmek için,boynuma sıkıca sarıldı.
-Anne beğendin mi şiiri mi ?
-Hemde çok beğendim anneciğim.Hem unuttun mu? Kahramanımsın sen benim.
-Sende benim KAHRAMANIMSIN ANNE…

KORKAK…

Ne korkutur sizi?ölmek?sevdiğiniz birini kaybetmek,yalnış anlaşılmak,candy crush ı geçememek,karafatma ??Yani korktuğunuz birşeyler var dimi?benim de var.aklımı yitirmek. Eskiden kızdığım zamanlarda hafızamı yitirmeyi isterdim.sil baştan filminde ki gibi sildirmeyi,hiçbirşey hatırlamamayı iyi veya kötü tüm anıların silinmesini.şimdi ise kafamda bazen arka arkaya 50 tane soru cevaplanmayı bekliyor.e doğal olarak benim beyin kapasitemde kaldırmıyor.bazen çıldıracağımı düşünüyorum.markette alisveris yapmisim kasaya gelmişim.Bir sürü insanla sırada bekliyorum.doğal olarak beynim kafamda ki sorulara ve onlara cevap bulmaya odaklanıyor.o kadar daralıyorum ki kasiyerin suratına avazım çıktığı kadar bağırasım geliyor.düşünüyorum ya bağırsam gerçekten insanlar ne yapar ?ne yapacak öanyak diye bakarlar.bütün gün fiş kesmekten sıkılan kasiyere de aksiyon olur.                                                 Yapamıyorum tabii böyle şeyler ama ya bir gün yaparsam?al sana sırada bekleyen bir soru daha.kendi kendime diyorum deliyorum herhalde.günümüzde buna alzhamer deniyor.belli bir yaştan sonra herşeyi unutuyorsun,beynin en eski çekmeceleri acıyor ve belkide hatırlamak istemediğin herşeyi sana tekrar sunuyor.ama bugün ne yaptın,dün kiminleydin,en sevdiğinin adı neydi hatırlamıyorsun.ben bunu istemiyorum işte.                                              Çok acı.benim geçmişim karanlık,çocukluğum,genç kızlığım  onları en arka tarafa örümcek ağı bağlamış bir odaya tıktım.ileride beynimin onları tekrar üfleyip tozunu alıp önüme koymasını istemiyorum.Ama kader diye birşey var işte.olacaksa önüne geçemem.Tek yapmam gereken güzel hatıralar biriktirip eskileri ilerde hiç bu işe bulaştırmamak…

1 DÜĞÜN 1 KARDEŞ…

bir erkek kardeş sahibiydim,sahibiydim çünkü onun artık bir dünyalar güzeli sahibi var.yok canım evlendi diye kardeşimden vazgeçmiyorum sadece artık bana ihtiyacı olduğu zamanlar yanında olacağım.ama şunu anladım ki insan kendi evlenirken hiçbirşey anlamıyor,ne kendiyle ilgili ne de yanındakilerin yaşadığıyla ilgili..ben evlenirken bir telaş bir koştuırma düğünde bolca oynama durumundaydım..gözüm o anda hüçeyinden başka hiçbir şey görmedi..taa ki düğün bitip herkez gitmeye başlayıncaya kadar.işte o zaman evlendiğimi anladım.

kardeşim evleneceğini söylediğini zaman mutlu oldum sevindim hem de çok..1 ay gece gündüz vakit geçirdik..koşturduk,kızdık bazen birbirimize,çokça eğlendik..düğün günü bende salakça bir çarpıntı başladı sabahtan..ne ola ki bu..baktım kalbim rahat durmayacak bir sakinleştirici içeyim dedim..ilacın adı sakinleştirici de bende hiçbir sakinlik belirtisi yok..nasıl ablayım ben onlar heyecanlı ben onları yatıştırmalıyım..allah verede kalp krizi geçirmesem düğün üstü..hasDdtanede halay çekmenin manası yok değil mi?neyse herşeyi atlatttık geldik düğünün yapılacağı yere..hiç  alışkın olmayan sevgili ayaklarım ve bedenim bu topuklularla yere kapaklanmazsa iyidir zaten içimde bir kalp krizi korkusu varken bu titrek bacaklarla nereye kadar..

birden ışıklar söndü sadece iki kişi var..biri bembeyaz melek hiç görmedim ama yemin ederim gülüşüyle benim için melek gibiydi yanında benim küçük kuzum vardı..evleniyormuydu gerçekten..gerçek miydi..ağlıyorsun o anda ama üzüntüden değil adını koyamadığım birşey nasıl tarif edilir ki çok mutlusun çok..ama niye ağlıyorum o zaman böğrümü yırtarcasına ağlamak istedim bağıra bağıra ..niye ki?

                ne bileyim o ailemizin en küçüğü büyütemedik onu herhalde..ya da o gün büyüdüğünü gördük..amacımız neydi turşusunu kurmaksa o kadar büyük bidon yoktur sanırım..iyiki de istemedik..iyi ki de büyüdü..bir ara baktım oynuyoruz beraber ulan ne ara ağlıyordum ne ara başladık biz göbek atmaya..güzeldi herşey çok güzeldi en güzeli onlardı..gizemle volkan..adları bile güzel..sadece eve dönüpte yatağında gizemle mesajlaşırken göremeyince üzüldüm…bir de ben antalyada onlar istanbulda işte o zaman daha çok üzüldüm..ama ilerde hala olacağım düşüncesi geldi aklıma bak şimdide mutlu oldum..ne bileyim ya karışık duygular..olsun  iyi ki ablayım halinden mutlu bir ablayım..abla olmak dünyanın en keyifli şeyi..çok konuşurur sürekli akıl verir kafasınca yol gösterir haddinden fazla sever annenin yok dediğine o evet der velhasıl çok güzel en güzeli de seni birken iki yapar..beni birken iki yapan volkana sevgilerimle…

EY İLHAM GEL BANA..

Evde temizlik yapıyorum bir anda aklımda bir sürü kelime,nasıl güzel ahenkle dans ediyor.allahım şimdi oturup yazsam nasıl güzel olur ama dur şuranın da tozunu alıyım derken pufff hepsi gitti.neden o bir dakika içinde hepsi silinir ki beynimden.üç cilt kitap bile yazardım.ey ilham nerdesin..

bugünlerde hiç gelmiyor.biraz mutsuz ve de umutsuzum ondan sanırım bir de en önemli faktör okullar kapandı çocuklar evde ve bilgisayarın tek hakimi onlar.bana sıra gelene kadar gece yarısı oluyor.çok seviyorum yazı yazmayı,birileriyle paylaşmayı..kadınlar günü dolayısıyla oturduğum yerdeki belediye hikaye yarışması düzenledi katıldım ilk defa nasıl heyecanlandım anlatamam..sonuç derseniz mansiyon bile alamadım.tabii ki cevremde ki herkez bir sürü bahaneler üretti..aslında sen kazanırdın da şundan olmadı bundan olmadı terbiyesizler seni nasıl seçmediler ben üzülmeyeyim diye..olsun bu benim ilk tecrübemdi iyi de oldu..belki bir daha ki sefere bir küçük mansiyon alırım…:)

sevgili okur bu aralar ilhamım yok ortalarda,aslında anlatmak istediğim çok şey var paylaşmak istediğim ama bir türlü yazamıyorum kelimeler sevmiyor beni..umarım en kısa zamanda döner bana…

Yaşım 1 ay sonra 38 olacak yani yaşamadığım ergenliğimin üzerinden takribi bir 15 ile 20 sene arası geçti.12 yaşında bir oğlum var  ve bence ergenliğin daha şimdiden nirvanasını yaşıyor.nasıl mı ? bir kere sürekli mutsuz olacak bir şey  buluyor. beş dakika önce sahip olsa mutluluktan çıldıracağı şeye,beş dakika sonra hiç mutlu olamayacağına karar veriyor.sürekli yemek yiyor,tabii olmazsa olmazımız cevap veriyor.o pabuç kadar diline 45 numara pabuçla vurasım geliyor.hep bir bıkma hali var,hep bayık.sanki adam bütün gün sırtında cuval taşımış yorgunluktan bitmiş gibi yürüyor.bana kalsa bitki bile durduğu yerde ondan daha çok çalışıyor.hiç olmazsa fotosentez yapıyor.sürekli bir üflemesi var.evet bildiğin üff lüyor herşeye…mesela 

_ can odanın ışığını kapatır mısın?

_üffff anne yaaa      ya da 

can yemek hazır oğlum hadi sofraya…

_üfffff tamammmm anne yaaaa

sürekli bu konuşma.birde ders çalış dediğimde aman allahım,o suratı 8 şiddetinde deprem olmuş gibi sallanıyor. o zaten tehlikeli bir cümle DERS ÇALIŞ.. tabii ergen olduğumuz için ruh halimiz de biraz dengesiz,bazen de ben birşey söylemeden oturup ders çalışıyor allah var şimdi hakkını yemeyeyim oğlumun.dışarı çıkıyoruz avm ye gidiyoruz ben bir şey bakamam zaten imkansız üffler çoğalıyor sonra..ilk adresimiz d&r dan 3 saat çıkamıyoruz..önce kısa bir kitaplara göz atıp direk oyun bölümüne dalıyoruz ve çıkamıyoruz evde playstatıon yok ama en son hangi oyunları cıkmış bakıyoruz sonra mutsuz bir şekilde tekrar üff leyerek eve dönüyoruz çünkü keşke bizimde playstatıon umuz olsa..tabii bu arada anne olarak ben ne yapıyorum sıkılmıyorum sabırla bekliyorum…

          peki ahu bu ergenliğin iyi bir şeyi yok mu? yemek ve üfff ler dışında..yok kardeşim ben daha görmedim gören bilen varsa allah rızası için bana da söylesin ..ben annelik vazifemi yapıyor ve size haber veriyorum.önleminizi alın artık.yok canım çocuğunuza önlem alamazsınız,kendiniz için diyorum..artık bir sinir terapisine mi  gidersini,yoga mı yaparsınız,sakinleştirici ilaç mı alırsınız,içinizde ki polyanna yı dışarı çıkarmaya mı çalışırsınız bilemem..orası size kalmış..yaklaşık 24 yaşına kadar sürüyomuş kaçın bence benden haber vermesi…:))))))))))))

%d blogcu bunu beğendi: